Yargıtay’dan emsal karar! Cinsel saldırıya göz yuman da aynı cezayı alacak

Yargıtay, bir tecavüz ve darp davasında hiçbir eylemde bulunmayan bir sanığı da mahkum etti. Genel Kurul’un bu kararının ardından tecavüz ve darp olaylarında sadece suçu işleyenler değil, olaya sessiz kalıp engel olmayanların da aynı suçtan cezalandırılmasının önü açılmış oldu

Kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı suçlarında verilen yargı kararları suçların işlenmesinin azalmasına veya artmasına neden olabiliyor. Yargıtay bu kez, kadına yönelik cinsel saldırı ve darp suçlarında tarihi bir karara imza attı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, tecavüz ve darp suçunu işleyen sanığın yanında yer alan ve olaylara tepki göstermeyen arkadaşını da aynı suçu işlediği iddiasıyla mahkum edilmesine karar verdi. Genel Kurul, cinsel saldırı suçunu işleyen sanığa gözcülük yapanın da “bedensel temas kurulmamış olsa bile” nitelikli cinsel saldırı suçundan 21 yıl hapis cezasına mahkum edilmesine karar verdi.

Bu kararın ardından, suçun işlenmesine tepki göstermeyenler de aynı suçtan mahkum olabilecek.

Daha fazla oku

Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan’dan sansasyonel sözler

Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, süresiz yoksulluk nafakası ile ilgili olarak, “Sen elin adamıyla evlen bende sana ödemeye devam edeyim. Sen elin adamıyla gayrımeşru yaşa ben de sana her akşam içki paranı gönderim. Var mı böyle bir şey?” diye konuştu.

Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, Karabük Barosu’nun Baro Sosyal Tesisleri’nde düzenlediği ‘Aile Hukuku ve HMK Yargıtay Uygulamaları’ konulu meslek içi eğitim seminerine katıldı.

Gençcan, Yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bağlamında en iyi maddi vaka örneğinin boşanma davası olduğunu söyleyerek, “Çünkü boşanma davasından daha muhteşem bir örnek usul hukuku anlamında bulmanız mümkün değil. Boşanma davaları birbirine girer. Asıl dava, karşı dava, birleşen dava, eşya davası gibi böyle girer birbirine. Halbuki diğer davalar bir tanedir. Ön inceleme yapıldı mı? Delil sunuldu mu, bundan feragat eder, barışırlar, bir daha kavga ederler, bu arada bir tane daha açarlar. Uzaklaştırma alırlar, tedbirler alırlar. Yani karman çorman olur. Davanın içinde karşı dava açarlar. Öbürünün karşı davası vardır. Davanın devamı sırasınca evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren vakalara dayalı olarak da açılan çok sayıda boşanma davası olur. Bunlar usul hukuku hükümleri gereğince kendiliğinden birleştirilmek zorunda olduğu için davalar doğurdukça doğurur’’ dedi.

‘GOOGLE AVUKATLIĞI BİTMİŞTİR, HMK ÇOK ÖNEMLİ’

Gençcan konuşmasına şöyle devam etti:

‘’Bugün artık yeni bir HMK yürürlükte ve bu HMK ile birlikte artık Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndan (HUMK) farklı olarak çok yoğun bir teksif ilkesinin uygulandığı döneme girdik. Şimdi bu dönem itibarıyla artık bir arzuhalciye dilekçe yazdırmak kasaba bypass ameliyatı olmak kadar tehlikeli bir şey. Öyle Google avukatlığı dönemi bitmiştir. ‘Ben kitap okumuyorum, zaten her şey var’ Yok canım öyle yapamazsın. İzleyeceksin. Öyle şey yok. Hukuk öyle hızlı akıyor ki. Mesela sevgiliye tazminat verilmez. İçtihadı birleştirme kararı çıktı. E kardeş daha onun kararı imzalanmadı, yazılmadı, edilmedi diyene kadar bu arada hayat aktı. Bir sürü adam yine dava açtı, yine hakimler karar verdi. Onu izleyeceksin. Allah bu yazılacak da , çıkacak da sen onu tesadüfen okuyacaksın da, karar vereceksin de. Bu arada aradan 2 sene geçiyor. Demek istediğim; bugün artık HMK çok önemli. Hayat öyle bir hızlı akıyor ki mesela bizim boşanma kararı davalarında yüzde 80 usul bozması yapıyoruz. Esasa giremiyoruz. Yüzde 80’i usul bozması. İşinizi gücünüzü bırakınız HMK çalışınız. HMK’yı bilmiyorsanız yapamazsınız. 40 yıllık avukat olun, usulü bilmiyorsan kaybedersin. Adam ameliyat yapacak böbrek nerede, dalak nerede bilmiyor. Kesiyor, pardon 3 metre yukarıdaymış bir de yukarı kesiyor. Yola çıkmış şoför debriyajı, freni bilmiyor araç sürüyor. Lütfen işinizi gücünüzü bırakın HMK çalışın. Ben 17 sene boyunca Türkiye’nin her bölgesinin avukatlarının dilekçelerini okudum. Her gün 100 tane boşanma dosyası dinliyorum. 31 senedir artık gel git İzmir, Ankara, Pamukkale otobüs şoförü gibiyim. Bütün rampaları ezberledim. Çay nerde, kış nerede, nerede araba kayar, nerede tarlaya girer, kim en çok nerede kaza yapıyor? Sürekli tekrardan artık ezberliyorsun. Her gün 100 tane dosya dinliyorsun. Onları bildiğim için dilekçeleri de ezbere biliyorum. Ne dendiğini, hataların nerede yoğunlaştığını biliyorum.”

“YA SİZ ERKEKLERİN 80 SENELİK KAZANILMIŞ HAKKINI ALDINIZ”

Türkiye’de yoksulluk nafakasının 1988 yılına kadar 1 yıl verildiğini söyleyen Gençcan,’’2’nci Özal hükümetinde bayram değil seyran değil 3444 sayılı yasa ile bunu süresiz hale getirdiler. ‘Kadınlara yazık değil mi’ 80 senedir böyleydi. Şimdi yeniden süreye dönülme çalışmaları var. ‘Kadınların kazanılmış haklarını alıyorsunuz’ deniliyor. Ya siz erkeklerin 80 senelik kazanılmış hakkını aldınız elinden. O zaman hiç cümle yoktu. Ben hakimim ben doğruyu söyleyeceğim. Ben vicdanıma göre karar vereceğim. Bayram değil seyran değil süresize çevirdiler. Şimdi şefkatle bazı bildirileri yayınlayanlar var. ‘Süresiz olduğu doğru değil’ Sanki biz kandırıyoruz. Süresiz olmadığı hal tabii ki var. ’Adam ölünce alamıyor. Tabii ki alamayacaksın. Rahmetlinin mirasçıları sana mı verecek? Bak gördün mü süreli işte. Ölünce bitiyor. E tabii ki bitecek canım. Yeniden evlenince bitiyor. E tabii ki bitecek. Sen elin adamıyla evlen bende sana ödemeye devam edeyim.

“SEN ELİN ADAMIYLA GAYRIMEŞRU YAŞA, BEN DE SANA İÇKİ PARANI GÖNDERİM…”

Sen elin adamıyla gayrı meşru yaşa ben de sana her akşam içki paranı gönderim. Var mı böyle bir şey? Bunları örnekleyerek bu sürelidir denilir mi ya. Tabii ki bitecek bu haller. Bu hale düşmezse, kocan ölmezse, kötü yola düşmezse, evlenmezsen ölene kadar alıyorsun.

“BEN YATMIŞIM BİRİYLE, SEN YATMIŞSSIN BİRİYLE…”

Ben 1988’den bu yana bu nafakanın süresiz olmasını içime sindiremedim. Ben yatmışım biriyle sen de yatmışsın biriyle. Ben sana bir ömür boyu nafaka. Ben tükürdüm sen tükürdün. Bir ömür boyu nafaka. Böyle bir şey mi olur? ’’diye konuştu.

‘PROFESÖR DE DÖVÜYOR, MİLLETVEKİLİ DE DÖVÜYOR’

Herkesin her türlü hata yapabileceğini savunan Geçcan,’’Hepimiz evliyiz. Bu salonda hepimizin başına her an her şey gelebilir. 31 senedir bu işe bakıyorum. Herkes her türlü hatayı yapabilir, ben dahil. Herkes her an her şeyi yapabilir. Bir Baro’da anlatıyorum işte; Baro Başkanı da dövüyor, hakim de dövüyor, İl Emniyet Müdürü de dövüyor’ dedim. Ertesi gün TBMM’den beni arıyorlar. ‘Hangi başkanımız dövüyor’ diye. Ben dövenlerin hepsini gördüm. Bir İl Emniyet Müdürüydü. İlin adını vermeyeceğim. İl lekelenmesin. Karısı da polis. Gece düğünden geliyorlar. Yolda kavga ediyorlar. Karısını yolda indirip devam ediyor. Yoldan TIR’cılar, kamyoncular geçiyor. Orada bir kadın. Bunu da yapan bir İl Emniyet Müdürü. Bizde klasik sohbetler vardır ya; bu kültür, eğitim meselesi. Bu saçma sapan bir laf. Bunun kültürle filan alakası yok. Profesör de dövüyor. Milletvekili de dövüyor” dedi.

Daha fazla oku

12 Bankadan Alacağınız Var!

12-banka21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 arasında, 12 bankadan herhangi birisinden mevduat, kredi ve kredi kartı hizmeti alan vatandaşın, 3 kat tazminat davası açma hakkı bulunuyor.

Rekabet Kurulu tarafından 12 bankanın kartel oluşturduğuna yönelik verilen karar, Danıştay tarafından da hukuka uygun bulundu.

Tüketici Hukuku Enstitüsü Başkanı Hakan Tokbaş, Rekabet Kurulu tarafından 12 bankanın kartel oluşturduğuna yönelik verilen kararın, Danıştay tarafından da hukuka uygun bulunduğunu ifade ederek, “Banka müşterisinin, 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 arasında, 12 bankadan herhangi birisinden mevduat, kredi ve kredi kartı hizmeti almışsa, suni şekilde oluşturulan kartel faizi oranında zararı için 3 kat tazminat davası açma hakkı bulunuyor” dedi.

BÜYÜK CEZALAR KESİLDİ

Tokbaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rekabet Kurulunun, 8 Mart 2013’te 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunu belirlediğini ifade ederek, bu tespit sonucunda Kurulun, 12 bankaya toplam 1 milyar 116 milyon 957 bin 468 lira idari para cezası kestiğini anımsattı.

Ankara 2. İdare Mahkemesinin, 2015 yılının başlarında Kurul kararını hukuka uygun bularak, bankalarca açılan iptal davalarını reddettiğini aktaran Tokbaş, “Daha sonra Danıştay 13. Dairesine, İdare Mahkemesinin kararının bozulması ve Kurul kararının hukuka aykırı olduğuna karar verilmesi için temyiz başvuruları yapıldı. Kurul kararı hukuka uygun bulunarak, Ankara 2. İdare Mahkemesinin verdiği karar Danıştay tarafından onanmış oldu. Bu karar, Rekabet Kuruluna tebliğ edildi.” diye konuştu.

Danıştay tarafından hukuka uygun olarak verildiği belirtilen Rekabet Kurulunun “kartel” kararının banka müşterileri lehine olduğunu vurgulayan Tokbaş, şöyle konuştu:

“Rekabet Kurulu, bu 12 bankanın 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 tarihleri arasında kartel (uyumlu eylem/uzlaşma) oluşturduğunu tespit etmiştir. 12 bankanın kartel oluşturarak faiz oranlarını birlikte belirlemesi nedeniyle serbest piyasa koşulları bozulmuş, faiz oranları artmıştır. Bu yüzden de o dönemde çekilen krediler ve kredi kartlarına olağandan yüksek faiz, mevduatlara ise olağandan düşük faiz uygulanmıştır. 12 banka haksız kazanç elde ederken, banka müşterileri olan tüketiciler, tacirler ve kamu kurumları mağdur edilmiştir.”

BANKALARA TAZMİNAT DAVASI AÇMA HAKKI

Tüketiciler, tacirler ve kamu kurumlarının bu bankalara karşı tazminat davası açma hakkı doğduğuna dikkati çeken Tokbaş, “Banka müşterisi, 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 arasında, 12 bankadan herhangi birisinden mevduat, kredi ve kredi kartı hizmeti almışsa, suni şekilde oluşturulan kartel faizi oranında zararı için 3 kat tazminat davası açma hakkı bulunuyor.” şeklinde konuştu.

Tokbaş, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57. maddesinde, “Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur” ifadesi yer aldığını belirterek, 58. maddesinde ise “Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.” denildiğini kaydetti.

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, 2007-2011 yıllarında, 1 milyon 681 bin 795 kişinin konut, 934 bin 538 vatandaşın taşıt, 30 milyon 400 bin 254 kişinin ihtiyaç kredisi kullandığına işaret eden Tokbaş, bu duruma göre mağdur sayısının 33 milyonun üzerinde olduğunu söyledi. Bu kişilerin yüzde 5’inin bile dava açması durumunda bankaların önümüzdeki süreçte sadece bu konuda 1,5 milyon davayla uğraşacağını dile getiren Tokbaş, açılacak davalarda, 12 bankanın tamamının davalı olarak gösterilmesini önerdi.

TAZMİNAT ALINMASI DURUMUNA ÖRNEK

Rekabet Kuruluna göre, konut kredilerinin faizlerinde suni olarak 15 baz puanlık (0,15) bir faiz artırımı yaşandığını anlatan Tokbaş, şunları söyledi:

“200 bin lira 120 ay vadeli konut kredisi çekildiğini varsayalım. 15 baz puan ‘kartel faizi’ kadar zarar hesabı yapılırsa, yüzde 1,0 faizle (serbest piyasa için kabul ettiğimiz faiz oranı) çekilirse 344 bin 330 lira eder. Yüzde 1,15 faizle (kartelden dolayı suni olarak belirlenen faiz oranı) çekilirse 369 bin 759 lira eder. Aradaki fazladan alınan faizin 200 bin liralık 120 ay vadeli konut kredisine krediye yansıyan tutarı, 25 bin 429 lira ediyor. İşte bu kartel faizinin oluşturduğu fark tutarının 3 katı oranında tazminat verileceği hesaplandığında, 200 bin lira kredi çeken bir vatandaşın 76 bin 287 lira tazminat kazanabileceğini ifade edebiliriz.”

Taşıt kredisinde ise kartel faizinin ortalama 0,12 olduğunu vurgulayan Tokbaş, yaklaşık 80 bin liralık, 48 ay vadeli kredide kazanılacak miktarın 10 bin lira civarında olabileceğini ifade etti.

Bu konuda “çözüm kurulu” oluşturulmasını öneren Tokbaş, taleplerin, yargı yoluna gitmeden çözülmesi gerektiğini söyledi.

AA

Daha fazla oku

KAVAK Yönetimi, Özgül Hukuk Ofisine Ziyarette Bulundu

kavak-2

 

KAVAK (Kadirli Eğitim ve Kültür Vakfı) Yönetimi ve KAVAK Kadınlar Kulübü, Avukat Handan Özgül ‘ün yeni açtığı Özgül Hukuk & Danışmanlık Ofisi’ne hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.  

KAVAK Kadınlar Kulübü Yönetimine nazik ziyaretlerinden dolayı çok teşekkür eder, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Daha fazla oku

30 Yıldan Fazla Çalışan Memur Emeklilerine İkramiye Yolu Açıldı

emekli-30-yil2015 yılı öncesinde emekli olan ve 30 yıldan fazla çalışan memurlara 30 yıl üzeri çalışmaları için emekli ikramiyesi alma yolu açıldı. Mahkemeye başvuran memur emeklileri 30 bin liraya varan miktarlarda emekli ikramiyesi alabilecek.

30 YIL SINIRI İPTAL

Anayasa Mahkemesi 07 Ocak 2015 tarihinde memurların emekli olurken aldıkları emekli ikramiyesinde 30 yıllık sınırı iptal etti. 2015 yılı öncesi emekli olan binlerce memur SGK’ya başvurarak 30 yıl üzeri çalışmaları için ikramiyelerini talep etti. Ancak SGK Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye doğru işlemeyeceği gerekçesi ile talepleri geri çevirdi. Sadece karar tarihinden sonra emekli olan memurların bu haktan yararlanabileceğini açıkladı. Konu mahkemeye taşındı.

Talebi reddedilen emeklilerin, Ankara İdare Mahkemelerine dava açtığını söyleyen Avukat Handan Özgül, “Mahkeme, 30 hizmet yılından fazla geçen hizmet süresine göre hesaplanacak emekli ikramiyesinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği kararını verdi. Emekli ikramiyesi farkının ödenmesine karar veren Ankara 10. ve 11. İdare Mahkemelerinin kararları emsal niteliğindedir” dedi.

DAVA AÇAN ALABİLECEK

Avukat Özgül ikramiyenin nasıl alınabileceğini şöyle açıkladı: “Mahkemeye başvuran kişilerin emekli ikramiyesi farkı olarak 15-30 bin TL arasında değişen hakları ödenecek, başvurmayanların hakları ödenmeyecektir.”

SADECE ANKARA’DA AÇILABİLECEK

Avukat Handan Özgül davaların sadece Ankara’da açılabileceğine dikkat çekti. Şu anda açılmış ve devam eden çok sayıda dava bulunduğunu aktardı. 30 yıldan fazla çalışması bulunan ve 2015 yılı öncesi emekli olan memurları bu fırsatı değerlendirmeleri konusunda uyardı.

Daha fazla oku

AYM’den Unutulma Hakkı Kararı

aym1Anayasa Mahkemesi dünyada son yıllarda ortaya çıkan ‘Unutulma hakkı’ ile emsal niteliğinde bir karar verdi. Yüksek Mahkeme, 14 yıl önce hakkında yapılan ‘uyuşturucu’ haberlerini internetten kaldırmak için yapılan başvuruyu haklı buldu. Karar emsal olacak

Bir internet sitesinde, N.B.B. hakkında uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle adli para cezası aldığına ilişkin olarak 1998 yılında iki, 1999 yılında bir olmak üzere toplam üç haber yayımlandı. İnternet arşivinde yer alan haberlerin kaldırılması için ihtarname gönderen N.B.B. haberlerin şeref ve haysiyetini zedelediğini, özel hayatına ilişkin mahremiyetini ortadan kaldırdığı, topluma mal olmuş ünlü bir kişi olmamasına rağmen başta aile yaşamı olmak üzere iş ve sosyal hayatının olumsuz etkilediğini ileri sürdü. Olumsuz cevap alan N.B.B. bu kez İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi’ne avukatı Volkan Akalp aracılığıyla başvurdu. Mahkeme haberlerin N.B.B’nin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığını belirterek yayınların kaldırılmasına gerek olmadığına karar verdi.

DEVLET ÖNLEMEKLE YÜKÜMLÜ

Bunun üzerine N.B.B., Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak, internetten kaldırılması istenen haberlerin çok uzun süredir yayınlandığı ve internet sitesindeki haber arşivi üzerinden kolayca ulaşılabildiğini, bu şekilde şeref ve itibarını koruma bakımından müdahalenin çok uzun süredir devam ettiğini belirtti. Başvuruyu kabul eden Anayasa Mahkemesi, “Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür” dedi.

Anayasa Mahkemesi, N.B.B. hakkında internet ortamındaki arşivde muhafaza edilen ve kolaylıkla ulaşılabilir kılınan haberlerin uyuşturucu kullanırken yakalanması ve daha sonrasında yargılanması hakkında gerçeğe aykırı olmayan haberler olduğunu belirtti. Yükskek Mahkeme, internet ortamının sağladığı kolaylıklar gözetildiğinde başvurucunun şeref ve itibarının korunması için anılan habere erişimin engellenmesinin gerektiğini vurguladı.

Emsal karara göre; işlediği uyuşturucu kullanımı, trafik kazası, dolandırıcılık, darp, basit yaralama gibi suçlardan birey cezasını çektikten sonra sabıka kaydını suç unsurlarına göre geçerli sürede sildirecek. Daha sonra ilgili mahkemeye emsal kararla başvurarak, internet ortamında geçmişte yaptığı suçlarla ilgili haberleri ortadan kaldırılması için dava açarak mahkeme kararıyla internette çıkan haberleri kaldırabilecek.

GEREKÇE: KOLAYLIKLA ULAŞILIR HALE GELDİ…

Mahkemesi emsal olan kararında ‘unutulma hakkı için’ kararında şunlara değindi: “Günümüzde basit bir internet araştırması, bireylerin geçmişte yaptıkları ve hatırlamak ve/veya hatırlanılmasını istemedikleri hatalarını kolayca ortaya koymaktadır. Bu bağlamda internet ortamı, arşivde kalmış ve sadece araştırmacıların veya meraklıların özel çabası ile tespit edilebilecek haberleri kolaylıkla ulaşılabilir hâle getirmiştir. Bu durum internetin yaygınlığı ile birlikte değerlendirildiğinde bireylerin geçmişte yaptıkları ve hatırlanmasını istemedikleri hususların sürekli olarak kişilerin karşısına çıkması ihtimalini kuvvetlendirmiştir. İnternetin yaygın kullanımı ile ortaya çıkan bu durum basının interneti etkin olarak kullanmasıyla beraber ifade ve basın özgürlükleri ile şeref ve itibarın korunması arasındaki dengeyi ilkinin lehine bozmuştur.”

YALAN HABERE KARŞI CEPHE

Sosyal medya siteleri Facebook ve Twitter, sahte haber ve enformasyon kalitesini artırmak için dijital bir platform oluşturuyor. 30’un üzerinde medya ve teknoloji şirketiyle anlaşan sosyal medya devleri, söz konusu platform sayesinde yalan haberin önüne geçmeyi amaçlıyor. Ekim ayı sonunda kurulması beklenen platformun bünyesinde New York Times, CNN, Washington Post, AFP ve The Telegraph gibi dünyanın önde gelen haber kuruluşları da bulunuyor.

UNUTULMA HAKKI NEDİR?

2012 yılının başlarında Avrupa Komisyonun adalet ve vatandaşlıktan sorumlu üyesi Viviane Reding’in açıklamalarıyla ilk kez gündeme gelmesiyle, 2014 yılında Avrupa Adalet Divanı tarafından verilen kararla ortaya çıkan Unutulma Kararı; bir bireyin geçmişte işlemiş olduğu suçun sonucu olarak sürekli ve periyodik olarak damgalanmış bir şekilde hayatının devamını geçirmek istememe özgürlüğünden çıkması demektir. Unutulma hakkı, dijital hafızada yer alan bireye ait fotoğraf, kimlik bilgisi, adres ve diğer kişisel içeriğin, yine bireyin kendi talebi üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılması biçiminde tanımlanmaktadır. Bu yasanın Türk hukuk sistemindeki karşılığı ise kişinin özel hayatının korunması anayasanın ilgili maddeleri kapsamında uygulanmasıdır.

‘DAMGALI YAŞAMDAN KURTARACAK KARAR’

N.B.B.’nin avukatı Volkan Akalp, kararın Anayasa Mahkemesi’nin ‘unutulma hakkı’ ile ilgili emsal nitelik taşıyan ilk kararı olduğunu belirtti. Unutulma hakkının esasında internetin hayatımıza girmesiyle ortaya çıktığını belirten Akalp, “Son 3-4 senedir dünya gündeminde olan yeni bir haktır. Ünlü ya dasiyasetçi olmayan, uzun yıllar önce toplumu çokta ilgilendirmeyen ancak internette de haberi yayınlanan kişileri yakından ilgilendirmektedir. Unutulma hakkı, bu uzun süre içerisinde sabıka kaydı da silinen ve hayata yeni bir başlangıç yapmak isteyen kişilerin internet yapılacak basit bir araştırmayla bu habere ulaşılabilmesini ve adeta damgalı bir yaşam sürdürmesini ortadan kaldıran ve yaşamına vurulmuş olan damganın tamamıyla silinmesi sağlayabilecek bir haktır” dedi.

SİCİL KAYDINI SİLDİRMEK

Dolandırıcılık, uyuşturucu kullanmak, darp, trafik kazasında kişinin ölümüne neden olmak, basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, sahtecilik gibi suçlardan kişi cezasını tamamladıktan itibaren 5 ile 15 yıl arasında adli sicil kaydını başvurarak sildirebiliyor.

Daha fazla oku